Bazen silahların önüne atlamak ister insan..
Sona gelmişçesine yaşarken birden aklına düşer "herşeyi tattın mı"
Küçük dokunuşları,kaçamak bir bakışı,tutkuyu..!
İnanmayı,miğdedeki kelebekleri hissetmeyi.
Hiç bilmediği bir şeyi karşılaşınca anlamaz ki insan..
Hiç bir elden tutulup aşılmamış ki kayalıklar..
Ne zordur insanın sadece kendine karışması..
Bazen bir terle karışmak ister insan..
Özlenen tüm tatların içinde kaybolmak
Eğer elinden bir şey gelmezse en azından gözlerini özlemek..
Her hareketini kazıdığın hafızana iyi bakmak mesela..
Çekilen her içte dışarı verilen nefese karıştırmamayı öğrenmek mesela..
Sevebilmeyi öğreten mesela...
Bir yabancı memlekette bir garip hüzün. Rakıyı balıkla sevmeyen bir yığın kafa.. Umudu gidişde değil de dönüşde arayan ben ve benim gibiler.. Üstte bir garip vesvese.. Balıkçı Sami usta sarhoş.. Balıklar mundar.. Bu durumda hangi gidiş,hangi dönüş..
Mum Işıklı Yüzler
Yüzler..Birbirinden farklı yaratılmış yüzler..Rengine aldanıp kendimizi değiştirdiğimiz karakterler..6. his diye bir şeyin olmadığını sonuna kadar savundurtturabilen insanlar.. Aldanmak yaşamı engelleyen önemli bir etken. Karşımızdakine aldanmanın dışında en geri dönülmezi de kendimize olanı..Bir çok yüzü ışık oyunlarından görmüyoruz. Bir çoğu da mum ışığında gördüklerimiz..Hep bir yanları karanlık olan yüzlerden ışık dolu beklentilerimiz var..Kendini içinde taşıdığı karakterin ışığıyla yansıtan birini bulduğunuzda o sizsiniz demektir. Tabi eğer siz de o ışıkla yansıyorsanız..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder