Mum Işıklı Yüzler

Mum Işıklı Yüzler
Yüzler..Birbirinden farklı yaratılmış yüzler..Rengine aldanıp kendimizi değiştirdiğimiz karakterler..6. his diye bir şeyin olmadığını sonuna kadar savundurtturabilen insanlar.. Aldanmak yaşamı engelleyen önemli bir etken. Karşımızdakine aldanmanın dışında en geri dönülmezi de kendimize olanı..Bir çok yüzü ışık oyunlarından görmüyoruz. Bir çoğu da mum ışığında gördüklerimiz..Hep bir yanları karanlık olan yüzlerden ışık dolu beklentilerimiz var..Kendini içinde taşıdığı karakterin ışığıyla yansıtan birini bulduğunuzda o sizsiniz demektir. Tabi eğer siz de o ışıkla yansıyorsanız..

1 Eki 2014

Hiçkimse

Ve mezar başında dedim ki;
... beni senin kadar özleyen yok..
... hiç kimsenin vazgeçilmezi değilim..
hatta kolay vazgeçilenim..
... beslediğim kedim hariç hiç kimsenin bana ihtiyacı yok..
... hiç kimsenin olmazsa olmazı değilim..
... hiç bir hayata dokunmuyorum..
... senden başka hiç kimsenin yüzüme
baktığında gözleri gülmüyor..
... kimsenin en iyi arkadaşı değilim
en sevdiği/aşık olduğu değilim..
... hiç kimse için bir şey ifade etmiyorum..
Sensiz yarım kalan herşey tüm hayatıma sebep...
Söyleyemediklerim,yapacaklarımız..
... düşünmekten yaşayamıyorum..
Viranım,içim parça parça
... hiç kimse toplayıcı değil..
Tutunulmuş tüm dallarım çürük,
hep yanlış sebepler,seçimler,nedenler..
ve ağzından çıkan herşeyin doğru oluşunun sırtımda bir 
ağırlıkmışçasına yükü..
... yarım kaldım..
Gittin ve ben hiç kimsesiz kaldım..
işsiz,sevgisiz,annesiz,babasız,arkadaşsız kaldım..
ölümü bekler gibi yaşar kaldım..
İçimde kalanların boşluğu,yaşayamadıklarımızın pişmanlığıyla
mıhlandım..
... böyle böyle geçti zaman..
bir döndüm ki 1 seneyi devirmişiz..
ben nasıl dayandım sensiz/ya sen bensiz..... basmadı kafam..
dolmuyor annesizlik..
yaşanmıyor..
sanılan herşey hayal..
bir güne düşen her salisede çıkmıyor akıldan..
ne çok kelime sarfediliyor,nasıl insan konuşuyor delice
karşısındaymış gibi...
... nasıl kabullenilmiyor ölüm bir anlatabilsem...
herkes atlattı sanıyor.. öyle değil
... her biten gün ölüme yakınlaştırıyor halbuki..
... hiç kimsenin yanındaki değilim..
arkadasındaki de..

Ve dedim ki; 
senden sonra ben de hiç kimseyim anne..

6 Eyl 2014

Hayatsız

Hiçlik
İnsanın kendini anlatırken "hiç" kelimesini sonsuz kullanışı..
Hiç bu kadar acı çekmemiştim..
Hiç bu kadar ağlamamıştım..
Hiç bu kadar güvensiz,
Hiç bu kadar tahammülsüz,
Hiç bu kadar asabi,
Hiç bu kadar alıngan,
Hiç bu kadar yalnız olmamıştım..
Hiç bu kadar boş,
Hiç bu kadar duygusuz hissetmemiştim..
Hiç bu kadar kararsız kalmamış,
Hiç bu kadar kaybolmamıştım..
Hiç bu kadar dua etmemiş,
Hiç bu kadar ölümü beklememiştim..
Hiç bu kadar amaçsız  yaşamamıştım..
Varoluşumuzun anlamsızlığına Hiç bu kadar inanmamıştım..
Doğan güneş,yağan yağmur,deniz Hiç bu kadar  hiç görünmemişti..
Sigara Hiç bu kadar tatlı gelmemişti..
Hiç bu kadar dağılmamıştım..
Nefes almak göğsüme Hiç bu kadar batmamıştı..
Tüm teskin edici cümlelerin hayatımdaki boşlukları
dolduramayışı Hiç bu kadar etkin olmamıştı..
Ne yapıyorsun sorusuna; Hiç bu kadar"hiç" diye
cevap vermemiştim..
Uykudan uyanıklığa Hiç bu kadar isteksiz geçmemiştim..
Hiç bu kadar gülen insanlar sinirimi bozmamıştı..
Hiç bu kadar hayatsız kalmamıştım..

11 May 2014

Anneme..

Bugün Anneler Günü..
Haftalardır gözümüze soka soka geldi..
Yaşayanların olduğu kadar dokunamadığımız annelerimizin de günü
ama umursamadılar.. Anne kelimesini de ticarete alet ettiler..
Hoş neler nelere alet olmuyor ki artık ülkemde..
Oysa benim için ilk Anneler Günü bu..
Küçük mor çiçekli acem halısı öyle bir yayılmış ki sanki huzurluymuş da
huzuru dışarı taşmış gibi.. Görür görmez ağlıyor gözler,istemsizce..
sonra birden dil çözülüyor,susturamıyorum anlatıyor şikayetvari..
Ve birbirimize bakıyoruz uzun uzun,ben ölüme gıpta ediyorum ve diyorum ki;
"yaşadığıma gıpta etme,anladım ben,bizimki yaşamak değil"
Çok an kaçırdık,şimdi ne desem boş.. Yanında olmadığım her an için
affet beni sadece.. Yokluğun hiçbir dilde tarif edilemeyecek kadar büyük bir boşluk..
Ne mürekkep yeter seni anlatmaya ne sayfalar,ne acın geçiyor ne saatler..
Yerine kimseyi koyamıyacağım en yakın arkadaşım  Anneler Günün kutlu olsun..

13 Oca 2014

Uçurum


Güneş açıyor,sabah giyinip işe gidiyorsun..
Yaşaman öngörülmüş bu yüzden materyallere ihtiyacın var..
Para kazanmalı,yemeli,giyinmelisin..
Hayatında her ne olursa olsun bunlar aynı sıralamayla devam ediyor..
İster üzül,ister yıkıl.. yaşaman öngörülmüş..
Gereksiz buldukların her yeni günde/yılda artarken,bir bakıyorsun ki en gereksiz bulduğun 
yaşamakmış..
İnançların,korkuların devreye giriyor .. hooopp .. 
yine gece yatıyor sabah kalkıyorsun ve bak kendini cimcikle,yaşıyorsun..

Her "nasılsın" diyene verdiğin cevaplar aynı/veriş şeklin de..
Gülmelisin ki hayatın seni yendiğini kimse anlamasın..
Çok karamsarım değil mi..!!
E normal.. Hayat zor..
Hepimiz böyle olmasak da hepimiz mutlu da değiliz...
Her neyse..
Şerdeki hayrı bilirsiniz..ya ölümdekini..
Hayatınız boyunca (ölümsüz) zor bir hayatınız olsa da ölümle başınıza geleceklerin zerresini 
yaşamımışsınızdır..
Değer verdiğiniz ne varsa değişir,gözleriniz görmemiş kulaklarınız duymamış neler neler duyar..
Ve hayatınzdaki bir çok sorunun cevabını vermenizi sağlayacak yegâne anahtarı bulursunuz..
Yalnızsınız...
Kimse kimsenin dostu değil,ailesi değil,vazgeçilir olursunuz
Bu yalnızlıkta bir dala tutunursunuz//ya da dal siz olursunuz..
Püf nokta... Koyun da sizsiniz bacak da sizin..
Kimseyi kendinizden fazla önemsemeyin/sevmeyin..

Kendinize göre evlat yetiştirmeyin..
Bencil olmayın,merhametiniz olsun..
Okuyun.. Elinize ne geçerse okuyun..
Yaşamı ve ölümü anlayın..
Koskoca galakside bir zerre olduğumuzu,kendinizi her büyük sandığınızda hatırlayın..
Dünyevi materyalleri insandan öne almayın.
Ve emin olun ki bir yabancıdan gelecek yardım yakınınızdakinden daha gercek olabilir;atlamayın..
Hak edin...
Sevmeyi,sevilmeyi,uzatılacak bir eli,kazancı,bir gülüşü,bir sözü..
Zoraki ilişkiler insanı olmayın..// Sevmiyorsanız sevmiyorsunuzdur,değişmeyin..
Empati kurun...
Şu zamana kadar "elde ettim,benim" dediğiniz herşey yerle yeksan olabilir,sizden gidebilir,
Kendinize güvenin... yaşamak bir an aslında...
Yaşamak uçurum...

1 Kas 2013

KEŞKE-LER

Keşkeler.. Yapsaydım-lar.. Yapmasa mıydım-lar...
Birden olan geceler / bir türlü gelmeyen sabahlar..
Kırmızı burun ucu,şiş göz kapaklarıyla gözün açıldığı öğle saatleri..
Bir gün önce temizlediğin ev ama pislenmişliğine inandırıp kendini tekerrür 
ettirdiğin saatler..
Bunların tek bir adı var-mış.. Alışmak..
İyi de alışılmıyor ki. Burun kenarındaki kokunun hasreti vurunca beyne
tüm hayat oluyor film şeridi..
3 bçk ay oldu hala beyin müptelasıyım. Bu gidişle 5 bçk sene sonra da
yazarım 10 bçk sene sonra da...
Ellerimle götürdüm diyorum vee hoop peşi sıra geliyorlar;
"böyle miydi cidden bu süreç,şöyle yapsaydım daha mı iyiydi
böyle etseydim ne olurdu !!!!"
Hadi çık işin içinden... Sabah olmasın,sen geber azabından..
Tutarsızlıklar,tahammülsüzlükler,düşünce bozuklukları;
deli olan adım olur elbet zırdeli..
Onsuz bu evde ölümü bekler haldeyim. Bana en son baktığı
resmi elimden düşmezken acımdan bakamaz haldeyim.
Sıkıştım,tozu dumana katıyorum her gece/nafile..
Her gün bir önceki gün kaybetmişim hissiyle uyanıyorum yani her
gün bu acıyı taze taze yaşıyorum.. sonra birşeylere kaptırıyorum kendimi..
sonra tekerrür tekerrüüür..
Mezarı başında bazen sadece bir ruhsuz gibi duruyorum öylece fakat
gitmeye gelince iş bırakıp da gidemiyorum. Arda dönüp bakılmaz-mış,
ayaklar gitmezken sıkıysa dönme..  "ya orda diyorum orda ne yapıyordur bensiz"
"o nefes bile alamazken ne yapar tek başına bensiz"

Hayal dünyamdan aşırı korkar oldum. Bazen dalar giderdim,olmamış şeylere..
Öyle eser geçerdi kafamdan,ailemi kaybetmeyi geçirirdim mesela,kalbim hızlıca
atar,gözümden yaş inerken yakalardım kendimi.. En fazla kızdığım insanlara ağızlarının
payını verdiğimi hayal ederdim esasında/ acıya merakım mı varmış ne!!

Yolun yarısı denilen yaşta tamamını yaşamış gibiyim.
Kayıp olarak yaşayabileceğim en büyük acıyı tattım.
Tabi herkes annesini çok sever- de;
arkadaş ben taptım...

5 Ağu 2013

ÜZGÜNÜM

"güçlü ol" derdi hep
"ne yaparsan yap hep güçlü görün.. 
bu seni tahmininden de fazla koruyacaktır"
O yüzden sert görünürüm gözünüze..
Neler saklarım içimde,nasıl kırılganımdır anlamazsınız..
Ağlamam kimsenin yanında,sırf ağlamamak için
acımı bile unuturum gerekirse..
Yüzümü astığımda sıkarım sizi evet..
Halbuki en zararsız zamanımdır o anlar..
İçimdeki kavgamı sadece ben görürüm siz kapalı
kapıya bakarsınız..
Bırakmalısınız o halde beni,kavga bitince nasılsa açılır o kapı..
Ben gelirim yanınıza yine severim sizi..
Annemin bende neler bıraktığına inanamıyorum bu aralar..
Meğer ne özellikler yüklemiş bana..
Her şey bıraktığı gibi,ne kadar değiştirmeye çabalasam da
sanki bir ucumdan tutuyor beni gibi..
Öyle sevmişim ki her hareketi üzerimde kalmış..
"evimm" dediği eşyalarına en kıymetli mücevheriymiş gibi baktığı yerde 
yaşamanın hem kadir bilişi hem de ağır hezimetiyle atacağım adımlarımı..
Burnunun kenarını koklayamıyacağım.
Yıllarca yaşadığı tüm sıkıntıları benden başkasına belli etmeyen 
kadının kızı annesizliğini öyle güzel saklıyor ki..

Her şey kendiliğinden olup gelişiyor son günlerde..
Yapıcam dediklerimi yapamaz yapmam dediklerimin de oluşunu
izliyorum uzaktan...
Benimle yaşayan bir ben daha var benim kesin çünkü
acımı bile yaşatmayan bişey var içimde..
Bu durumu kanıksamış,hiç sesi çıkmayan...
Ben üzülüp ağıt yakmak isterken o gayet sakin hayatına devam eden..
Soruyorum "nasıl oluyor" diye cevaplamıyor,sadece yüzüme bakan..
Birden ben de sakinleşip ona ayak uyduruyorum..

Üzgünüm.. Normal hayatlar sahibi olamadığımız için..
Aile kavramında sıkıştırıldığımız için..
Aileden koktuğum için..
Yalnız bırakıldığım için.. Kazandıklarım için bile..
Üzgünüm anne.. Seni belki de daha fazla sevmediğim için.. 

24 Haz 2013

Mesela

Bazen silahların önüne atlamak ister insan..
Sona gelmişçesine yaşarken birden aklına düşer "herşeyi tattın mı" 

Küçük dokunuşları,kaçamak bir bakışı,tutkuyu..!
İnanmayı,miğdedeki kelebekleri hissetmeyi.
Hiç bilmediği bir şeyi karşılaşınca anlamaz ki insan..

Hiç bir elden tutulup aşılmamış ki kayalıklar..
Ne zordur insanın sadece kendine karışması..

Bazen bir terle karışmak ister insan..
Özlenen tüm tatların içinde kaybolmak
Eğer elinden bir şey gelmezse en azından gözlerini özlemek..

Her hareketini kazıdığın hafızana iyi bakmak mesela..
Çekilen her içte dışarı verilen nefese karıştırmamayı öğrenmek mesela..
Sevebilmeyi öğreten mesela...